Altın fiyatları yükselecek mi

0
243

Fed’in bu yıl faiz artışı olmayacağını açıklaması ve doların değer kaybı, altına olan ilgiyi canlandırdı. Yatırım bankaları altının ayı piyasası bölgesinden çıktığını, fiyatların yükselebileceğini savunuyor.

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 20 Mart toplantısında aldığı kararlar altının önünü açarken, sarı maden ayı piyasası bölgesinden çıktı. Fed’in 20 Mart toplantısı sonrası piyasalara güvercin sinyaller yollaması altın fiyatlarında keskin bir yükselişe neden oldu.

Altın onsu kısa sürede bin 300 dolar seviyesinden hareketlenerek bin 320 dolara kadar çıktı. Fed’in faiz oranlarını beklendiği gibi artırmaması ve bu yıl faiz artırımı yapmayacağı yönündeki açıklaması, ABD ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde büyümesinin yavaşladığı tespiti ve aralık ayında yüzde 2,3 olan 2019 büyüme tahminini yüzde 2,1’e düşürmesi altına ani bir talebin oluşmasına neden oldu.

CIBC Capital Markets’in kıdemli ekonomisti Avery Shenfeld, Fed’in son toplantıyla birlikte iyice güvercin görünüme büründüğünü ve gelecek iki yıl içinde sadece bir faiz artışı öngördüğünü belirterek ABD Doları için ayı piyasası yönünde bir sürecin başladığını vurguladı. Shenfeld, Fed’in bu yıl içinde bir faiz artışı ve 2020’de ise bir faiz indirimi yapması yolundaki beklentinin de son açıklama ile gündemden kalktığını belirtti.

MineLife Pty kıdemli kaynak analisti Gavin Wendt ise “Altın ağustos ayında gördüğü dip seviyeden bu yana güçlü bir seyir izledi. Bu gücü, zayıflayan dolar ve Fed’in görülebilir bir gelecek için faiz artırımlarına ara vermesinden buldu. Fiyatlar muhtemelen kısa vadede bin 275 dolar ile bin 350 Dolar arasında kalacak” diye konuşuyor.

Kimi uzmanlar, altının artık boğa piyasası bölgesine girdiğini savunurken ons başına bin 306 doların üzeri yükselme eğiliminin devamı olarak algılanıyor. Teknik analistler, altın fiyatlarının bin 321 doları aşması halinde daha yukarı gidebileceğini, bin 306 doların altına düşmesi halinde daha da aşağı inebileceğini savunuyor. Altında kritik bir direnç sayılan bin 321 dolar seviyesinden sonra bin 330 ve bin 337 dolar seviyesinde iki direnç noktası daha bulunuyor. Altının onsunun bin 300 doların altına inmesi durumunda ise bin 280 ve bin 276 dolarda destekler var.

ICBC Standard Bank altında ayı piyasasının tamamen sona erdiğini ancak kısa vadede aşağı yönlü riskler bulunduğunu bildirdi. ICBC Standard Bank’ın üst düzey yöneticisi Marcus Garvey yatırımcılara yönelik notunda, kısa vadede altında aşağı yönlü riskler gördüklerini ve bu nedenle altının bin 275 dolar civarındaki teknik desteğine kadar geri çekilmesinin mümkün olduğunu belirtti.

Altının risklere karşı sigorta rolünün yılın kalan bölümünde daha da önem kazanacağını belirten ICBC, altın yatırımcıları için Fed cephesinden iyi haberler geldiğini ve altın için uzun vadede gittikçe iyileşen bir perspektifin söz konusu olduğunu vurguladı.

Geçen yılbaşında onsu bin 340 dolar seviyesinde olan altın doların değer kaybına paralel mart sonunda bin 392 dolara kadar çıktı. Daha sonra hızlı bir düşüş dönemi yaşandı. Ağustos ortasında bin 195 dolara inen, kasım sonuna kadar bu seviye ile bin 230 dolar arasında dalgalanan altın, 2019’a bin 283 dolardan başladı. Ons fiyatları yine doların değer kaybına paralel 20 Şubat’ta bin 347 dolara çıktı. Mart başında Euro/ Dolar paritesinin 1,12’nin altına inmesiyle altın bin 280 doları gördü. Daha sonra Fed toplantısında bu yıl faiz artırımı çıkmayacağı kararının beklentisiyle dolar değer yitirirken, altın değer kazandı ve 20 Mart’ta Federal Açık Piyasa Komitesi’nin açıklamasıyla birlikte bin 320 dolara kadar çıktı. Altının 7-21 Mart arasındaki değer artışı yüzde 3’ü geçti.

Fed’in daha düşük faiz oranı sinyali vermesi, Amerikan Hazine tahvillerinin faizinin düşmesi ve tabii ki ABD Doları’nın değer yitirmesi altın fiyatlarının güçlenmesine neden oluyor. Özellikle 10 yıllık ABD Hazine tahvilinin faiz verimliliğindeki dalgalanma altın fiyatlarına da yön veriyor. Tarihsel verilere dayanarak, Hazine tahvilinin faizindeki bir baz puanlık düşüş, altın fiyatlarının yüzde 0,1 değer kazanmasını sağlıyor.

ABD borsalarındaki yükseliş de altın fiyatlarını baskı altında tutuyor. Hisse senedi piyasasının güçlü bir ralli yaptığı dönemde altının yükselmesini ya da hisse senetlerinin performansının üzerine çıkmasını beklemek sıra dışı olabiliyor. Altının gerçek değerini hisse senedi piyasası ve doların değerinin inişe geçtiği dönemde sergilemesi bekleniyor. 1990’dan bu yana piyasalarda dalgalanmanın arttığı dönemlerde altın, S&P 500 endeksinin ortalama 30 baz puan üzerinde performans gösterdi.

Yatırım bankası Goldman Sachs mart başında yayımladığı raporda, altın ve gümüş konusunda pozitif olduğunu, gelecek üç, altı ve 12 ay içinde altın fiyatlarını sırasıyla bin 350, bin 400 ve bin 450 dolar seviyesinde öngördüğünü belirtti. JP Morgan, şubat sonundaki raporunda ise altının çekici bir hedge yatırımı olarak gücünü sürdürdüğünü, özellikle uzun vadeli enflasyon riski nedeniyle altının kesinlikle hafife alınmaması gerektiğini bildirdi.

Altına dayalı döviz fonlarının portföyündeki altın miktarının da artış eğiliminde olduğu belirtiliyor. Fastmarkets’in verilerine göre altın fonlarının portföyündeki toplam altının yüzde 40’mı portföyünde bulunduran SPDR Gold Trust, bu fonların en büyüğü. Onu yüzde 15 pay ile iShares Gold Trust izliyor.

Fastmarkets altın fonlarının portföyündeki altın stoklarının 15 Mart itibarıyla, son altı hafta içinde ilk kez artış gösterdiğini, fonların söz konusu haftada sekiz ton altın satın aldığını belirtti. Fonlar 15 Mart itibarıyla son bir yılda net 15 ton altın satın aldı.

Yine 15 Mart’ta sona eren hafta itibarıyla en çok altını 4,5 ton ile SPDR Gold Trust satın aldı. SPDR Gold Trust, 18 Mart’ta günü de altın stoklarının yüzde 1,1 arttığını ve bunun 18 Ocak’tan bu yana bir günlük en yüksek artış olduğunu bildirdi.

ALTIN MI BİTİYOR, FİYATLAR MI ÇOK DÜŞÜK?

Altın tarihinin en yüksek üretim seviyesine çıkmış durumda. Bu nedenle dünyanın tüm büyük altın rezervlerini keşfettiğimiz ileri sürülüyor. Altının sona ermek üzere olduğu konusundaki söylentiler son iki yılda daha yüksek sesle konuşuluyor. Kanadalı maden şirketi Goldcorp’un başkanı lan Telfer de dahil olmak üzere birçok uzman ve endüstri uzmanı altın üretiminde mevcut zirveden dalıcı bir düşüş olacağını tahmin ediyor.

Zirveye ulaşan altın üretimi yeni bir şey değil. Sarı metalin üretimi, keskin düşüşlere tanık olmadan önce geçmişte en az dört kez en yüksek seviyelerine ulaştı. Ancak birçok kişi şu anki altın zirvesini daha farklı kılan bir şey olduğunu söylüyor: Keşfedilecek yeni bir büyük altın rezervi kalmadı.

CFRA Research analisti Matthew Miller, “En büyük ve en verimli rezervler zaten bulundu. Altın şirketleri üretimlerine uygun olarak rezerv büyütme mücadelesi veriyor” diye konuşuyor. Dünya Altın Konseyi rakamlarına göre maden şirketlerinin keşif için daha fazla para harcamasına rağmen altın madeni keşifleri son otuz yılda düşüş gösterdi.

Yeni keşifler arasında, uzmanların “dünya standartlarında maden” diyebileceği özellikte olanı neredeyse hiç yoktu. Yüksek kaliteli madenler, “Beş milyon onsun üzerinde rezerve sahip, yılda 250 bin onsun üzerinde altın üretebilen karlı madenler” olarak tanımlanıyor.

Bazı uzmanlar ise maden şirketlerinin bu çıkmazı için düşük altın fiyatlarını neden olarak gösterirken, dünyanın altın tükenmediğini savunuyor. Maison Placements Canada şirketinde madencilik uzmanı olan John Ing “Altın bulmak, altın fiyatının bir işlevidir. Dünyada altın sıkıntısı yok ancak fiyatlarda bir sorun var. Altının ons başına 2 bin dolar olması oldukça muhtemel ve bu seviyeye geldiğimizde altın aramasına bir hücum olacağını ve daha fazla maden bulunacağını göreceksiniz” diye konuşuyor.

Uzmanlar mevcut üretim seviyelerinde kara geçmek için ons başına asgari bin 500 doların gerekli olduğunu tahmin ediyor. Altın fiyatlarındaki düşüş altın şirketlerini, arama ve maden çıkartmak da dahil olmak üzere maliyetleri düşürmeye zorluyor.

Madencilik şirketlerinin demir dışı metaller için küresel arama bütçesi 2012’de 21 milyar dolar iken 2018’de yaklaşık 10,1 milyar dolara geriledi. Geçen yıl itibarıyla bu tutarın yaklaşık yarısının altın projelerine harcandığı tahmin ediliyor. Avustralya, Kanada ve ABD, keşif için küresel harcamaların yüzde 40’ını gerçekleştiriyor.

Laurentian Bank uzmanı Ryan Hanley, “Bu veriler, madencilik şirketlerinin her ne pahasına üretim yaptığını gösteriyor” diye konuşuyor. Uzmanlar uzun vadede altın fiyatlarının yükselmesiyle birlikte altın arzında da artış bekliyorlar. Yüksek fiyatlarla birlikte teknolojideki gelişmeler sayesinde, maden şirketlerinin deniz tabanı ve muhtemelen asteroitler dahil olmak üzere değerli metal için yeni sınırlar keşfetmeyi zorlayacağı bekleniyor.

(LEVENT GÜRSES/FORBES TÜRKİYE DERGİSİ)