Ak Parti – MHP ittifakı neden bitti? Erdoğan Bahçeli’ye cevap verdi!

0
101

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ak Parti ile olan ittifakı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Peki ittifak resmen bitti mi? Bahçeli neler söyledi? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ne karşılık verdi? İşte detaylar…

 

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlayan, AK Parti ile MHP arasındaki ittifak bugün MHP grup toplantısında Devlet Bahçeli’nin ittifakın bittiğini açıklamasıyla sona erdi. Bahçeli, “Hiçbir ittifak bir tarafın yok sayılmasıyla ayakta kalamaz. İttifak niyetimiz yok. Kendi yolumuzu artık kendimiz çizeceğiz. Her seçim bölgesinde kendi adaylarımızı çıkaracağız” ifadelerine yer verdi. Bunun karşılığında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ”Türkiye siyasi işbirlikleri hususunda yeni bir döneme girdi. Bu işbirliği zemininin çok önemli katkısı olmuştur. MHP ile yeni yönetimin hayata geçirilmesi sürecinde son olarak 24 Haziran’da çok verimli bir ittifak sergiledik. Cumhur İttifakı adını verdiğimiz bu zemini hazırlayan milletimizdir. Milletimizin sesine kulak verdik ve samimi bir dayanışma içinde olduk. Yeni yönetim sisteminin inşası gibi temel konularda ittifak içinde olmak, iki partinin aynı çizgiyi takip etmesi beklenmiyor. AK Parti ve MHP iki ayrı partidir. Farklı düşündüğümüz konularda kendi yolumuzu takip ederiz” ifadelerine yer verdi. İşte Bahçeli ve Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklamalar…

AK PARTİ – MHP İTTİFAKI RESMEN BİTTİ Mİ?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı açıklamalar şu şekilde:

“İçinden geçtiğimiz, içinde kontrolsüzce sürüklendiğimiz zamanda insanlık 4. endüstri devrini yaşamaktadır. Teknolojik sıçramalar ahlaki ve sosyal gelişmelerin önündedir. İnsanlık 5. toplum aşamasına süper akıllı toplum evresine geçmiştir. Süper akıllı toplum aşamasına geçilse de muhatap olunan sorunlar artmıştır. Çağımızın değerleri hıyanet çarkındadır. Yalan revaçtadır. İhanet taltif görürken, sadakat telin edilmektedir. Bu düpedüz mankurtluktur. Hem imandan bahsedip hem şöhret batağına saplanmak iffetsiz bir gafilliktir. İslam adalet, barış dinidir.

Bahçeli, “MHP’nin yerel seçimlerde ittifak yapmayacağını söyledi.

“Geldiğimiz noktada herhangi bir ittifak arayışımız yoktur.”

“Kanun teklifini cezaevleri boşalsın diye vermedik”

“Başkonsolos tıpkı papaz gibi elini kolunu sallayarak nasıl ülkesine dönebilmiştir? Suç mahalli Türkiye’dir, yargı sahası da Türkiye olmalıdır”

“Kaşıkçı ile ilgili yapılan spekülatif haberleri görüyoruz. Kaşıkçı uluslararası krize dönüşmüştür. Kaşıkçı’nın boğulduğu hatta parçalara ayrıldığı ileri sürülmüştür. Kaşıkçı alenen katledilmiştir. Cesedinin nerede olduğu net değildir”

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN CEVAP VERDİ!

Bahçeli’nin açıklamalarına Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan cevap geldi. Ak Partigrup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi;

Türkiye siyasi işbirlikleri hususunda yeni bir döneme girdi. Bu işbirliği zemininin çok önemli katkısı olmuştur. MHP ile yeni yönetimin hayata geçirilmesi sürecinde son olarak 24 Haziran’da çok verimli bir ittifak sergiledik. Cumhur İttifakı adını verdiğimiz bu zemini hazırlayan milletimizdir. Milletimizin sesine kulak verdik ve samimi bir dayanışma içinde olduk. Yeni yönetim sisteminin inşası gibi temel konularda ittifak içinde olmak, iki partinin aynı çizigiyi takip etmesi beklenmiyor. AK Parti ve MHP iki ayrı partidir. Farklı düşündüğümüz konularda kendi yolumuzu takip ederiz.

”KİMSEYE KİŞİSEL OLARAK SAYGISIZLIK ETMEYİZ”

MHP ile kimi hususlarda farklı düşündüğümüz görülüyor. Cumhur İttifakına verdiğmiz önem üzerine bu farklılıklara yapıcı bir dil ile ifade etmeye çalıştık. Kimseye kişisel olarak saygısızlık etmeyi aklımızdan geçirmeyiz. Esasen bizim siyaset tarzımızda böyle bir uslubun yeri yoktur.

Af gündeme geldiğinde, bu işi tam manasıyla masaya yatırdık. Teklife sıcak bakmadığımızı çeşitli örneklerle anlatmaya çalıştık. Burada temel bir ilke var. Temel ilke bir devlet kendisine karşı işlenen suçlara af yetkisine sahip olabilir ama kişilere karşı işlenen suçlara karşı devlet af yetkisine sahip değildir.

BUNLARA KADER MAHKUMU DİYE BİLİR MİYİZ?

Af gündeme geldiğinde, bu işi tam manasıyla masaya yatırdık. Teklife sıcak bakmadığımızı çeşitli örneklerle anlatmaya çalıştık. Burada temel bir ilke var. Temel ilke bir devlet kendisine karşı işlenen suçlara af yetkisine sahip olabilir ama kişilere karşı işlenen suçlara karşı devlet af yetkisine sahip değildir. Eğer adalet mülkün esasıysa o zaman biz bu mülkü ayakta tutmak için adil davranmaya mecburuz. Kalkıp da uyuşturucu baronlarıyla, torbacılık yapanları bir araya getirmek bunu anlamak da mümkün değil. Biz devlet olarak baronlarla da torbacılarla da içenlerle de mücade ettik, etmeye devam ediyoruz. Hiçbir dönemde uyuşturucularla mücadelede bizim iktidarımız olduğu kadar yoğun bir mücadele verilmemiştir. En doğusundan güneydoğusuna kadar nerede ne gibi çalışmalar yapıldıysa hepsini topladık, gerekeni yaptık. 50 binin üzerinde uyuşturucu mahkumu var. Bunlara kader mahkumu diyebilir miyiz? Ne demek aldatılmış? Öbür tarafta can alan katillere mi kader mahkumu diyeceğiz? Öbür tarafta hırsızlara mı kader mahkumu diyeceğiz? Cezaevinden çıkarıyorsunuz daha fazlasını yapıyor, bunlara mı kader mahkumu diyeceğiz? Zanilere mi kader mahkumu diyeceğiz? Biz devlete karşı işlenen suçlarda devlet olarak yapılabilecek ne varsa gayret ederiz. Bir katili affettiğimiz zaman maktülün ailesine nasıl anlatacağız?

”BEN TÜRK’ÜM AMA TÜRKÇÜ DEĞİLİM”

Ben Türk’üm ama Türkçü değilim. O başka bir şey, o başka bir şey. Irkçılık bizim dinimizde yasaklanmıştır. Her etnik unsur kendi etnik unsuruyla iftihar edebilir. Sizin Türkçülük yapma hakkınız var ama benim Kürt vatandaşımızın Kürtçülük yapmak hakkı doğar. Asla bunu ırkçılık yapma boyutuna taşımayalım. Bunu yaptığınız anda ayrımcılık yapmış olursunuz. AK Parti olarak bu yanlışa düşmedik. Türkiye Cumhuriyeti devleti 81 milyonun ortak devleti olduğuna göre, sembolik unsuların hepimizi kucaklaması gerekir. Rabiamız budur. Tek millet. Kökenine, bölgesine bakmaksızın 81 milyon vatandaşımızın tamamını ifade ediyoruz. Ayrımcılık yok. Tek bayrak. uğrunda dedelerimizin ve evlatlarımızın kan döktüğü istiklalimizin alameti farikasını olan değerini vurguluyoruz. Tek vatan derken, 780 bin kilometre vatan toprağının hepimize ait olduğunu söylüyoruz. Tek devlet derken maziden atiye uzanan köprü üzerindeki Türkiye Cumhuriyeti’nden başka devlet tanımadığımızı belirtiyoruz.

ERDOĞAN: ”YOL ARKADAŞIMI FEDA EDEMEM”

Tek tipçi bir metin özentisinin çocuklarımıza her sabah okutulmasının yeri var mıdır? Anayasa Komisyonu Başkanımızın kökeni ve meşrebi üzerinden eleştirilmesinin kime ne faydası vardır? Ben ayrımcı değilim diyeceksin, Anayasa Komisyonu Başkanımız benim milletvekilim, bakanlık yapmış arkadaşımıza, bakanımıza hem hakaret, hem tehdit savuracaksın. Onun arkasında bizler varız. Bakanımıza yönelik bu tehdidi ve hakareti gerçekten bir genel başkana yakıştıramadım. Bu çok üzücüydü. Buna yol arkadaşımı feda edemem. Benim bu yol arkadaşımızın ırkçılıkla alakası yok. Kökeni Kürt olabilir ama kendisi bu millete hizmet etmenin şuurunda. Niye hedef saptırıyor, damgalama yapıyoruz.

BAHÇELİ: “ARTIK İTTİFAK ARAYIŞIMIZ KALMADI”

Biz teklifimizi sunduk, karar TBMM’nindir. Kararlarına saygı duyarız ancak MHP tekliften asla taviz vermeyecek. Özgürlük bir insan hakkıdır. MHP olarak kendi göbek bağımızı kendimiz kesmeye hazırız. Hiçbir ittifak bir tarafın reddedilmesiyle, yok sayılmasıyla ayakta kalamayacaktır. Hiçbir ittifak daha diğer tarafın dayatmasıyla, parmak sallamasıyla yaşamayacaktır. Hiçbir ittifak çatladı, çatlıyor ihbarlarıyla, şartların kollanmasıyla varlığını devam ettiremeyecektir. AK Partisi içinde ittifakı dinamitlemek isteyenler taklalar atabilirler. Yasal zemin aramaya son vermenin vakti gelmiştir. Parti olarak mahalli idareler seçimlerine yönelik ittifak arayışımız artık kalmadı. Oyalamaya, ümitlerle oynamaya gerek yoktur. Kendi yolumuzu yalnızca kendimiz çizeceğiz. Kendi adaylarımızla katılıp Türkiye’nin her seçim bölgesinde yer alacağız.
MHP’nin yarım asırlık mücadelesinde millet anlayışı uzaklaştırıcı olmamıştır. Kültürel eksende ‘Ne mutlu Türk’ün diyecek’ eksende yer almıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda millet kavramı birleştiricidir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları eşittir. Partimiz ülkemizde yaşayan kardeşlerimizi Türk milleti kavramı içerisinde kucaklamaktadır. Kültürlerin üst kimlikle buluşması asıl ve esastır.

“MUTLAKA CEVAPLANMASI GEREKEN SORULAR VAR”

Sayın Cumhurbaşkanı’nın bugün yapacağı açıklamalar kafa karışıklığını telafi edecektir. Bizim için muamma olan ilişki ağları ve mutlaka cevaplanması gereken sorular vardır. Evlilik belgesinin Washington’da verilmeyip İstanbul’a yönlendirilmesi hangi karanlık akla hizmet etmektedir? Neden İstanbul seçilmiştir? Sadece muhalif kimliğinden mi hedef alınmıştır? Başkonsolos tıpkı papaz gibi ülkesine nasıl dönebilmiştir? Suç mahali Türkiye’dir, yargı sahası da Türkiye olacaktır. Kimlerin dokunulmazlık zırhından istifade edeceği bellidir. Kaşıkçı cinayetinin sır perdesi aralanmalıdır. Katillerin, azmettiricilerin, Türkiye üzerindeki hesapların netlik kazanması mecburdur. Kim dost kim düşman bilelim. Türk milletinin sabrını hiç kimse hafife almasın.

CEMAL KAŞIKÇI OLAYI

Günlerdir Cemal Kaşıkçı’yı konuşuyoruz. Yapılan yorumları, görüşleri duyuyoruz. Kaşıkçı uluslararası krize dönüşmüştür. Suudi Arabistan yönetimi Kaşıkçı’nın kayboluşundan 18 gün sonra çıkan bir arbedede hayatını kaybetmiştir. Boğulduğu, cesedinin gizemli adli tıp uzmanı tarafından parçalandığı ileri sürülmüştür. Ortada bir vahşet, karşımızda bir cinayet vardır. Cesedinin nereye gömüldüğü belli değildir. Ancak tüm oklar veliaht prensi işaret etmektedir.

‘’ANDIMIZ’’ TARTIŞMASI!

Andımız Türk milletinin ruh kökünde doğmuştur. Danıştay çözülme sürecinin kötü bir hatırasını söküp atmıştır. Elbette doğru yapmıştır. Neymiş Danıştay hukuka uygunluk denetiminin sınırlarını aşmış bunların hepsi zırvadır uydurmadır temelsizdir. Papaz kararına ses çıkaramayanlar Andımızın okunacağını duyunca ayağa kalkmışlar kanundan hukuktan bahsetmeye başlamışlar. Bu tespiti yapanların milli kimlikten ne anladıkları şaibelidir. Türküm demek ayıp mıdır? Bize kırmızı çizgi hatırlatması yapan gafiller unutmasınlar ki MHP’nin kırmızı çizgisi Türklüğün varlığı ve bekasıdır. Türk olmanın bedeli varsa can feda olsun.

SÖZÜMÜZÜ UNUTMAYIZ

Bizim için verilen sözler dönemsel değildir. İlkelerimiz, ülkülerimiz vardır. Dik başlıyız, tok başlıyız, bozkurt duruşluyuz. yalan nedir bilmeyiz. Gerçekleştirilmeyi bekleyen hayallerimiz, tutulmayı bekleyen vaatlerimiz, kucaklanmayı bekleyen geleceğimiz vardır. Vuslat şafağı bir gün sökecektir. Verdiğimiz bir sözü unutmayız, unutamayız. Ne söylediysek arkasında dururuz. Tutarlıyız, temkinliyiz. Başımızı öne eğecek, yüzümüzü kara çıkartacak hiçbir ilişki ağının içinde olmadık.
Töre varsa devlet vardır. Töre yani adalet devletin gücü demektir. Ne söylemişsek töreye uygundur. Adaletin ruhuyla örtüşmektedir. 24 Eylül Pazartesi günü TBMM’ye sunduğumuz kanun teklifi bir af değildir. Toplam 7 maddeden oluşmaktadır. Maksat ve muradımız halishanedir. Kanun teklifimizin 3. maddesinde hangi suçları istisna tuttuğumuz açıktır. Teklifimizin arkasındayız. Gevşeme yok, vazgeçme yok, geri dönüş yok. Kanayan, kangrene dönmesi an meselesi olan bir meseleye parmak bastık. Teklifimizi cezaevleri boşalsın diye vermedik. Kader mahkumlarının elinden tutulmasını bekliyor, Gazi Meclis’e güveniyoruz.
Bizim cezaevlerini boşaltmak için böyle bir teklif yaptığımızı söyleyenler ya ne dediğimizi anlamıyor ya da safa yatıyorlar. 2006’da doğru olan 2018’de niye yanlış olsun? ‘Cezaevlerini boşaltmak istiyorlar’ demek, teklifimizi sulandırmak haksızlıktır, günahımıza girmektir. Yaptığımız vicdanımızın sesini dinlemektir. Cezaevlerinden uyuşturucu suçundan toplam 50 bin 386 kişi bulunmaktadır. Bizim teklifimizi uyuşturucu eksenine endekslemek insafsızlıktır. Pişmanlık göstermeyelim mi? İstisnalar hariç cezaevlerinde bulunanlar insan değil midir? Onların topluma karışma hakkı yok mu? Hepsini vagonlara doldurup sürgüne mi yollayalım? Bunları topluma kazandırmak için siyaset sorumluluk almasın mı? Sokak araları uyuşturucu kullanan çocuklarla doludur. Uyuşturucuyla MHP’yi yan yana getirmek cehalet değilse, cinayettir. Bunları geçtik de uyuşturucu baronlarını konuşan yoktur. Bu işten servet kazanan şerefsizlerin üzerine giden yoktur. Ne isteniyor garibanlardan? Gün yüzüne çıkmak onların hakkı değil mi? Baronların yakasından tutalım, siyasetten iş dünyasına kadar uyuşturucu tacirlerine dünyayı dar edelim. Buna destek vermeyen bin defa lanet olsun.