Japonya parasal genişlemenin risklerini farketti

By on Mayıs 21, 2013

Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin agresif enflasyon yanlısı politikası sadece birkaç aylık ancak şimdiden politikanın ilk etkileri nedeni ile tartışmalar başladı. Bu tartışmaların ekonomiye yayılmış bir enflasyon görülmemiş olmasına rağmen yaşanıyor olması ise dikkat çekici.

Çarşamba günü Nikkei 225 endeksi 2007 yılından bu yana ilk kez 15 bin puanın üzerinde bir kapanış gerçekleştirmişti. “Bay Yen” olarak da bilinen önceki Maliye Bakan Yardımcısı Eisuke Sakakibara, piyasalarda “balon” oluştuğu ve muhtemelen yaza kadar “bazı düzeltme hareketlerinin” görüleceği uyarısında bulundu. Japonya Merkez Bankası Başkanı Haruhiko Kuroda da bir parlamento sunumunda bu balon tartışmasına katılarak temel ekonomik göstergelerin piyasadaki hareketleri desteklediğini söyledi.

Ancak Japon tahvil piyasasında gerçek bir balon var. Yıllardır süren olağandışı gevşek para politikası piyasanın cansız bir ekonomi ve küçülen bir ülkenin tahvillerine beklenenden daha fazla değer biçmesine neden oldu. Geçen hafta tahvil fiyatları gerilerken Çarşamba günü 10 yıllık tahvilin getiri oranı Merkez Bankası aşağı çekmek için adım atmadan önce yüzde 0,92′ye kadar yükseldi.

Bu getiri oranı son üç ayın en yüksek seviyesi olsa da hareketin hızı şaşırtıcı, uyarı ise net. Eğer yatırımcılar Abe ile Kuroda’nın enflasyonu yüzde 2′ye yükseltme vaatlerine inanmaya başlarsa yatırımları için daha fazla getiri talep edecektir. Japonya virajında gevşek para politikası yüksek nominal faiz oranlarına neden olabilir.

Bu durum sonuç olarak, Japon devlet tahvillerini elinde bulunduran Japon bankaları, sigorta şirketleri, emeklilik fonları ve hane halkının bilançolarında ciddi sonuçlar doğurabilir. Ayrıca bu gelişme Abe politikasının diğer unsurları uygulanmadan ve gelirleri artıran sürdürülebilir ekonomik genişleme yerleşmeden Japon tahvillerinden beklenenden çabuk çıkış ihtimalini de artırabilir.

Buna ek olarak, uzmanlar Japonya için nasıl bir enflasyonun yararlı olabileceğini de tartışıyor. Tartışmaya katılanların büyük çoğunluğu ekonominin “maliyet enflasyonuna” sürüklendiğini ifade ediyor. Bu tarz bir enflasyonda zayıf yen ithalat fiyatlarını artırırken gelirleri buna paralel olarak artmadığı takdirde tüketicilerin yükü artıyor.

Ancak Abe ve destekleyicilerin beklentisi “talep enflasyonu” ki bu durumda şirketler alım gücünü artırmak için maaşları yükseltir. Zayıf yen işletme maliyetlerini artırdığından ve ekonomi hala cansız olduğundan bu tarz bir enflasyonun görülme ihtimali zayıf. Ücret büyümesi hala önemsiz düzeyde.

Gerek Merkez Bankası yetkilileri olsun gerek diğerleri olsun bu tartışmanın galibinin kim olacağını tahmin etmek zor. Ancak diğer yandan getirilerini artırmak isteyen yatırımcıların diğer varlıklara yönelmesi ile borsalar yeniden yükseliyor.

Tüm bunlar sadece para arzında artış değil reel ekonomide büyüme için duyulan büyük istek. Ekonomik büyüme şirket karlarını artırarak borsalara yükselmeye neden olacak. Hükümetin borç yükünü ödenebilir seviyeye çekecek ve ücret büyümesi ile tüketici güvenini beraberinde getirecek.

Siyasilerin enflasyona dönüş ile büyümeye geçişi aynı olarak görmesine rağmen Japonlar bu ikisinin farklı olduğunu anladı. Abe gözünü enflasyona çevirmiş ve muhtemelen az da olsa istediğini alacak. Ancak vaat ettiği diğer politik reformları uygulamada başarısız olması durumunda bu seçiminde pişmanlık duyacaktır.

Bir önceki haberimiz olan Yabancı fonlar Türkiye’ye sermaye akıtmayabilir başlıklı Haberimizde Genel konu başlığı altında haberlere ulaşabilirsiniz.